MARKÜTERİ

 Marküteri sanatı değişik renklerdeki ahşap kaplamaların kesilip iç içe yerleştirilerek boya kullanılmadan ağaçların doğal renkleri ile yapılan bir oyma sanatıdır.

Bu sanatın geçmişi eski Mısır'a kadar uzanmaktadır. Kraliçe Kleopatra’nın sarayında bu sanatı yapan ustaların tüm hünerlerini göstererek, eserlerini Kleopatra’ya beğendirmek için birbirleriyle yarıştıkları rivayet edilmektedir. 

17. yy de Fransa’da yaygınlaşan bu sanat özellikle Paris'te Louvre ve Versailles saraylarına giren marküteri tablolar ve mobilyalar aracılığıyla bütün Avrupa’da, Anadolu’da ve Arap Yarımadasında bilinir olmuştur. Osmanlıda bizzat Fatih Sultan Mehmet Han tarafından yapılmakta olan marküteri sanatı daha sonra unutulmaya yüz tutmuş ve günümüzde yok denecek kadar azalmıştır.

      Titiz bir çalışma gerektiren marküteri sanatı farklı renklerdeki ahşapların bir araya getirilmesi ile yapılmaktadır. Yapılan her eser kişiye özel olup ikincisini yapmak mümkün olmamaktadır. Neden derseniz ahşabın içindeki desen her zaman değiştiği için aynı deseni bulmak çok zordur.

       Marküteri parke; bu kadim sanatın geleneklerine sadık kalınarak, özel tasarımlar sonunda elde edilen çeşitli geometrik desenler ve ya bitkisel motiflerin masif parke ya da  masif papellerle işlenerek yapılan karo, madalyon, bordür, göbek şeklindeki malzemelerdir. Tasarımlar son teknoloji lazer kesim makineleri ile kesilir ve tek tek bir araya getirilerek oluşturulur. Günümüzde çok popülarite kazanan marküteri parke, görselliği ile şık bir görünüme sahiptir. Marküteri parke ile zeminleriniz bir sanat eserine dönüşür. Sanatı seven insanlar için marküteri eserlere sahip olmak bir ayrıcalıktır.